Haberler
Puan
Skor
TV
TAKVİM

Ahmet Çakır yazdı! Agassi'nin harika hayatı ve nefis kitabı

Ahmet Çakır`ın Tüm Yazıları

Cumartesi 9 Mart 2019 12:49
Güncelleme: Cumartesi 9 Mart 2019 09:51

Martı Yayınlarının, bugüne kadar okuduğum en iyi spor kitapları arasında ilk 10'a girebilecek düzeydeki armağanı, okurlarını bekliyor. Üstelik sadece sporla da sınırlı değil, Andre Agassi'nin hayatı, iyi yazılmış bir serüven romanı olarak da okunabilir. Zamanında dünyanın en güzel kadınlarından biri olarak gösterilen Brooke Shields ile dünya evine girmiş olan Agassi, sonunda babasını da çok mutlu eden bir evlilikle bu işi noktalar: Baba Agassi, oğlunun dünyanın en iyi kadın tenisçisi Steffi Graf ile yuva kurmuş olmasından dolayı mutludur.

Ahmet ÇAKIR

Andre Agassi tenis tarihine adını yazdırmış en büyük isimlerden biri. Aynı zamanda çok renkli bir kişilik. Bunu asi, isyankar gibi sıfatlarla ifade edenler de olmuş. Eylemlerine uygun sıfatlar bulmakta pek zorlanmamış onunla ilgili birşeyler söylemeye kalkanlar. Ancak kitabını okuduğumuzda görüyoruz ki bunlarda önyargı ve basmakalıp birtakım yaklaşımlar ağır basıyor. Agassi, hiçbirşeyi 'öyle desinler' diye yapmıyor.
Kitabın kapağındaki Harika Çocuk unvanını elbette ki sonuna kadar hakediyor Agassi. Daha 4 yaşında iken o dönemin büyük yıldızlarından Jimmy Connors ile oynayabiliyor oluşundan başlayıp daha bir yığın ayrıntı bunu çok iyi anlatıyor. Kitabın asıl adı olan Açık-Open'ı pek anlamlı bulmak mümkün değil. Galiba bu işi yapanların yorgun bir zamanına denk gelmiş.

Agassi kitabı yazarken bu işi çok iyi yapan birinden yardım almış, çok da iyi etmiş. Ancak okurken şu izlenimi ediniyoruz ki Agassi bu kitabı kendi yazsa da iyi bir iş çıkarabilirdi. Çünkü o gerçekten özgün biri. Yaşadıklarını çok hoş biçimde anlatmayı da biliyor. Bir tenis yıldızı olmasa yazarlıkla da hayatını kazanabilirdi, diye düşündürüyor.

Andre Agassi'nin babası İran doğumlu bir Ermeni. Aile Las Vegas'ta yaşıyor ve baba kumarhanede çalışıyor. Las Vegas derken çok parlak bir hayatları olduğunu düşünmeyin, kenar mahalle denilebilecek bir bölümde mütevazı imkanlara sahip bir aile. Bu durumda bile baba, evlerinin bahçesine bir tenis kortu kurabiliyor. Daha doğrusu oturacakları evi buna göre seçiyor.

Babanın hayalini oğlu gerçekleştirdi

Baba Agassi durup dururken böyle bir işe girişmiş değil; kendisi de tenis oynamış ve en azından olimpiyat şampiyonu olabilecekken böyle bir onurun kendisinden haksız biçimde çalındığını ileri sürüyor. Çocuğunu dünya 1 numarası yapabilmek için de daha kundaktayken kolları sıvıyor. Hayattaki en büyük hedefi ve amacı budur. Gerçi Andre bunu pek ister gibi değildir ama seçme şansı yoktur; onun kaderi budur! "Onu hayat tarzım haline getirmek bir kenara, kimse bana tenis oynamak isteyip istemediğimi bile sormadı" diye anlatır bunu. (s.49)

Böylesine kararlı ve işi bilen baba, oğlu Andre'yi belli bir noktaya kadar çıkarmakta zorlanmaz. Sonrasını da oğul halleder. Kuşkusuz ki bir yığın sıkıntı yaşanır, iniş-çıkışlar olur hatta bu işi yapamayacağını düşündüğü durumlar da vardır ama sonuçta hedefe ulaşılır. Başta Pete Sampras olmak üzere. Michael Chang, McEnroe ve daha bir yığın yıldızın yetiştiği dönemde Agassi, dünya 1 numarası olmayı başarıyor, azımsanmayacak sayıda Grand Slam ve turnuva kazanıyor.

Andre Agassi'nin bunu yaparken kendisine yardımcı olabilecek insanları seçmekteki başarısı da dikkat çekici noktalardan biri. Yıllarca herşeyini paylaştığı ve adeta kuyumcu titizliğiyle çalışan koçları, belli noktadan sonra ona ikinci baba olan Gil Reyes, yaptığı işe başkalarından daha farklı boyutlar katmasını ve ruhsal derinlik kazandırmasını sağlayan Rahip J.P. özellikle anılması gereken kişiler.

Üstdüzey tenisin gerektirdiği cehennemi çalışmanın yanında doludizgin yaşamayı da seven biri Agassi. Kevin Kostner ile arkadaşlık, kendisinden 28 yaş büyük Barbra Streisand ile ilişki ve Brooke Shields ile evlilik, bu listede yer alabilecek olan gelişmeler. Aslında bunlar tenis için epeyce riskli durumlar ama Agassi işleri gerektiği gibi yürütmeyi beceriyor.

Tenisin zorlukları

Bizler, tenisi uzaktan seyreden insanlarız. Peki, işin içindeki insanlar neler yaşıyor? Bunun için biraz Agassi'ye kulak verelim:
Daha sık kazanıyorum. Mutlu olmalıyım. Halbuki gerginim çünkü bitti. Başarılı bir sert zemin sezonu geçirdim ve vücudum sert zeminde oynamaya devam etmek istiyor ama toprak sezonu da başlıyor. Aniden bir zeminden diğerine geçmek her şeyi değiştiriyor. Toprakta başka bir oyun oynanıyor. Dolayısıyla oyununuz da vücudunuz da başkalaşmalı. Sağa sola koşturmak, aniden durup tekrar koşmak yerine kaymalı, eğilmeli, dans etmeliyiz. Tanıdık kaslar şimdi yardımcı role bürünürken uykadaki kaslar ipleri eline alıyor. En iyi şartlarda bile kim olduğumu bilmemem zaten yeterince can sıkıcı. Birden başka bir insan, toprak insanı olmak, hüsran ve tedirginliğe yol açıyor.

Bir arkadaşım "Tenisteki dört zemin, dört mevsim gibidir," diyor. "Her biri senden farklı bir şey ister. Her biri farklı hediyeler bahşeder ve farklı bedeller alır. Her biri, görünümünü kökten değiştirir, seni moleküler seviyede yeniden oluşturur."(s.161)

Agassi'nin Brooke Shields'ten ayrıldıktan sonra şu anda eşi Steffi Graf ile evlenişi de başlıbaşına bir film olabilecek nitelikte. Kurduğu vakıf ile muhtaç çocuklara yardımı, tenis akademisi gibi çalışmalarının yanında Jaden ve Jaz adlı çocuklarının güzelleştirdiği mutlu bir evlilikleri var. Onun en büyük başarılarından bile pek tatmin olmayan babası da çok mutlu çünkü oğlu, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi bayan tenisçisi ile evlenmiştir.

520 sayfalık kitap hakkında daha bunun gibi bir yığın yazı yazılabilir. Sporla, tenisle filan pek ilgisi olmayanların bile keyifle okuyabilecekleri, en müşkülpesentlerin dahi kitap okumaktan beklediği çok şeyi verebilecek bir çalışma bu. Kaçırmayın.

Çevirisi de başarılı olan bu kitapta bir yere takıldım. "Doğuştan şiddet eğilimli olan babam, her dem savaşa hazırlanır." cümlesinden sonra gelen "Sürekli gölge kutusu yapar" (s. 52) ifadesinin yanlışlığı açık. Gölge kutusu diye birşey yok, gölge boksu var. Burada doğrusunun ne olduğu da açık.
Bir de kişisel notla bitirelim: Kitabın başına Vincent van Gogh'un Theo'ya Mektuplar kitabından bir bölüm konulmuş. Bu kitap aylardır üçte biri okunmuş olarak masamda duruyordu. Agassi desteğiyle okudum.

***

Dünya Kupasının bir de bu yanı

2014 Dünya Kupası geçen yaz hayatımızda oldukça geniş bir yer tutmuştu. Almanya'nın yarı finalde Brezilya'yı 7-1 yendiği maç, finalde Arjantin'i 1-0'la geçip 4.kez kupayı kazanmasından daha çok akıllarda kalacak bir futbol olayıydı.
Kupanın saha dışında yaşananları da günlerce gazete ve televizyonlarda yer aldı. Özellikle ekonomik güçlük içindeki Brezilyalılar, kupa için harcanan büyük paraların toplum yararına işlere yönlendirilmesi gerektiği yolunda protesto gösterilerinde bulundu. Defalarca tekrarlanan ve günlerce süren eylemlerde polisle çatışmalar medyada yer aldı.

2010 yılından beri bu ülkede yaşayan Emrah Kartal, Sokağa Taşan Dünya Kupası adlı foto albümüyle bunlara tanıklık etti. Unutulmaz nitelikteki fotoğrafların yanı sıra bunların öykülerinin de yer aldığı kitap, bizde çok ender yapılan çalışmalardan biri durumunda. Futbol asla sadece futbol değildir mottosunun foto albümü haline gelmiş bir örneği bu.

Gerçi bir broşür gibi basılmış olmasına itiraz etmemek mümkün değil. Böyle bir çalışma tam tersine kitaptan daha büyük albüm şeklinde olmalıydı. Yazılama yayınevi sporla ilgili yayınların hemen hiç ilgi görmeyişi nedeniyle ancak bu kadarını yapmayı uygun görmüş olmalı.
2014'ün saha dışındaki gelişmeleriyle ilgili olarak başarılı bir çalışma. Ayrıca önümüzdeki yıl Rio'da yapılacak olan Olimpiyat Oyunlarıyla ilgili uyarı sayılabilecek yönleri de var bu çalışmanın. Dolayısıyla o açıdan da güncellenecek gibi görünüyor.

İlk yorumu yazan siz olun!
Favori Eklemek İçin Giriş Yapmalısınız.