Haberler
Puan
Skor
TV
TAKVİM

Eler miyiz Benfica ile Zenit’i?

Ahmet Çakır`ın Tüm Yazıları

Salı 18 Aralık 2018 19:13
Güncelleme: Salı 18 Aralık 2018 16:19

Fenerbahçeli dostların çektiği eziyet Ersun Yanal’la da son bulmadı. Gerçekte rahat olmasa da kazanılıp bir soluk alınabilecek maçın uzatma bölümünde beraberlik golü, yaşanan azabın sürmesine yol açtı. O gol aynı zamanda Sarı-Lacivertli takımın içinde bulunduğu durumun ortaya çıkmasında önemli bir payı olan savunma perişanlığının da yeni bir örneğiydi. Bu ligde Fenerbahçe dışında hiçbir takım öyle bir gol yemiyor.

Doğrusunu isterseniz Fenerbahçe böyle saçma bir sürece girmiş olmasa, kaybettiği ya da berabere kaldığı maçların en az yarısını kazanır ve şu anda zirve denklemi içinde olabilirdi. Fakat futbol böyledir; bir kez kaybetmeye başladığınızda bunu durdurup da yeniden yükselişe geçebilmek çok daha büyük bir çaba gerektirir. Özellikle büyük takımların bu açıdan durumlarını koruyabilmeleri de çok önemlidir.

Evet, yönetimin hataları, teknik adam seçimindeki isabetsizlik, hatalı transferler, kadro kalitesiyle ilgili sorunlar… bunların hepsi doğru ve bunlarla ilgili eleştiriler de haklı. Ancak Fenerbahçe bugünkünden çok daha zayıf bir kadro ve aynı sorunlarla da en azından bazı maçlarını rahatlıkla kazanabilirdi. Şu anda yaşanan durumun psikolojik boyutu, sanıldığından çok daha önemli.

Bu tür kayıplarla ilgili olarak yıllar önce bir Fransız futbolcunun Radikal’in futbol ekinde yayınlanan muhteşem bir analizi vardı. Daha önce peşpeşe ve neredeyse güle oynaya şampiyon olan takımlarının maç kazanamaz hale gelişini şaşkınlıkla yaşayan-izleyen ve irdeleyen bu oyuncu, hemen herşeylerinin aynı olduğunu hatta geçmiştekinden daha çok çalıştıklarını ama her maçta inanılmaz durumlar yaşayıp kaybettiklerini söylüyordu. Tıpkı kazanmak gibi kaybetmek de zincirleme bir sürece yol açmış ve tepetaklak gitmelerine neden olmuştu. Ne yapmaları gerektiğini de bilemez durumdaydılar…

***

Fakat iş dönüp de Sarı-Lacivertli takımın ligdeki rakiplerinden çok daha güçlü Zenit ile eşleşmesi sözkonusu olduğunda hemen hepimiz tur atlayacağını söyleyebiliyoruz. Bu ilginç ve artık biraz da patolojik hale gelmiş olan bir durum. Galatasaray için de durum aynı. Beğenmediğiniz Benfica’nın toplam kadro değerine baktığınızda dudaklarınız uçukluyor: 280 milyon Euro. (Galatasaray’ın iki maçta da yenildiği Porto’nun kadro değeri 233 milyon Euro idi.) Takımların gücünü anlatan en sağlam veri bu.

Ben de bir gazetenin ya da televizyonun spor müdürü olsam elbette ki temsilcilerimizin tur atlayacağı yolundaki değerlendirmelere ağırlık verirdim. İnanmasam da umut verici yayınlar yapardım. Çünkü başka türlüsünün bir yararı yok. Ayrıca, gazete sattırmak ve televizyon izletmek için böyle yapmak şart. Aynı zamanda okuyucu-izleyici olan taraftar sizden masal anlatmanızı istiyorsa bunu yapacaksınız. Bu ülkede gerçekler kimin umurunda ki, sorusuna verilebilecek bir yanıt yok.

Ancak biz bu masal dünyasında yaşarken gerçekten çok büyük ve yıkıcı bir tehlike bütün haşmetiyle geliyor. Avrupa sıralamasında 10.luktaki yerimizi kaybetmemiz an meselesi. Daha tehlikeli rakipler olarak Avusturya, İsviçre, Çekya ve Yunanistan görünüyordu ama Hollanda’nın yaptığı aslında doğal sayılabilecek bir atak durumu değiştirdi. Bu nedenle örneğin Ajax eşleştiği Real Madrid’i eleyip daha da yukarı gidebilirse sözünü ettiğimiz felaket ortaya çıkabilir. Yani o eşleşme bizi, kendi takımlarımız kadar ilgilendiriyor.

Bu sezona başlarken önümüzdeki Belçika’yı geçme umudumuz vardı. Ne yazık ki başta Beşiktaş’ın yaşadığı fiyasko olmak üzere Belçika takımları karşısındaki kayıplarımız ve onların başka ekipler karşısındaki başarısı, böyle bir olasılığı gündemden kaldırdı. Hatta Belçika 9.luktan 8.liğe yükseldi. 9.luğa gerileyen Ukrayna’nın geleceği de pek parlak görünmüyor, Şahtar Donetsk parıltısını kaybettikçe onlar da bizden beter bir duruma düşebilir.

Bu hesaplar nedeniyle Şampiyonlar Ligi’nde Ajax’ın ve UEFA Avrupa Ligi’nde pek çok takımın çektiği kuralar bizi yakından ilgilendiriyor. Ancak bunlarla ilgili olarak izleyebildiğim programlarda bununla ilgili tek kelime bile edildiğine tanık olmadım. İhmal mi, bilgisizlik mi bilmiyorum. Saatler süren boş konuşmalar içinde aslında mutlak haber değeri taşıyan bu konunun hiç değerlendirilmeyişi karşısında şaşkına dönmemek elde değil.

Örneğin Viktoria Plzen-D.Zagreb eşleşmesinden başlayıp Club Brugge-Salzburg, Rapid Wien-İnter, Slavia Prag-Genk eşleşmeleri bizi yakından ilgilendiriyor. Olimpiakos-Dinamo Kiev, Zürih-Napoli eşleşmeleri de öyle. Aslında Rapid Wien-İnter ve Zürih-Napoli eşleşmeleri tam bizim çıkarımıza uygun eşleşmeler. Avrupa sıralamasında bizi tehdit eden ülkelerin temsilcileri güçlü rakiplerle eşleşmiş. Ötekiler biraz tatsız çünkü ikisinden biri yoluna devam edecek ve bu da bizim için sıkıntı yaratacak.

Bu sezon başlarken Ukrayna 41 133 puanla 8. sıradaydı; Belçika 38 500 puanla 9’uncu, Türkiye de 35 800 puanla 10. idi. 11.Avusturya’nın puanı 32 850, 12. İsviçre’nin 30 200, 13. Çekya’nın 30 175, 14. Hollanda’nın 29 749, 15. Yunanistan’ın da 28 600 idi. Grup maçlarının tamamlanmasıyla içinde bulunduğumuz ay içinde yenilenen hesaplamalarla bu durum değişti. Şu andaki sıralama şöyle: 8- Belçika 39 300, 9- Ukrayna 38 100, 10- Türkiye- 34 100, 11- Hollanda 30 633, 12- Avusturya 30 450, 13- Yunanistan 27 400, 14- Danimarka 27 025, 15- İsviçre- 26 900, 16- Çekya 26 875.

Bu sezonu da kurtarmış gibi görünüyoruz ama nasıl bu kadar gerilediğine biraz da şaşırdığımız Hollanda, önümüzdeki sezon yine Şampiyonlar Ligi’ne iki takımını birden sokmak (üstelik elemelerden gelerek) gibi bir başarı gösterirse sözünü ettiğimiz felaket ortaya çıkar. Tehlike bu kadar yakınken yapılması gereken en önemli iş, hiçbir önemi yokmuş gibi görünen maçları bile kazanmaktır. Örneğin, Galatasaray’ın son maçta Porto’yu yenmesi, Fenerbahçe’nin de S.Trnava karşısında kazanması bile büyük önem taşıyordu ama bunu kime anlatabilirsiniz ki…

Evet, bizim dışımızdaki eşleşmelere müdahale edip de onlardan istediğimiz sonuçların çıkmasını sağlamak gibisinden bir olanağımız yok. Ancak bunların içinde bizi çok yakından ilgilendirenlerin olduğunu bilmemek de utandırıcı bir mesleki gevşeklik… Ayrıca, kendi maçlarımızda kimi zaman alınacak bir beraberlik bile bizi felaketten koruyabilir, bunu bilmek sanıldığından çok önemli. Nitekim, 6 grup maçında sadece 1 puan alabilen Akhisarspor elbette ki ülke puanı açısından sıkıntıyı büyüttü ama son maçta Standard Liege’ye yenilmemesi sanıldığından çok daha önemliydi. Konuyu bilen birkaçı dışındaki bütün haberci ve yorumcular ise o karşılaşmanın sadece prestij yönünden önem taşıdığını sanıyordu.

Aslında sorun çok daha derin: hemen hiç kimsenin işini doğru dürüst yapmayı umursamayışı yüzünden korkunç kayıplar yaşıyor ve her geçen gün daha kötüye gidiyoruz. Tabii, ‘kimin umurunda ki?’ sorusuna da verilebilecek bir yanıt yok…

Avrupa Kupaları ülkeler sıralaması
Avrupa Kupaları ülkeler sıralaması

AHMET ÇAKIR

İlk yorumu yazan siz olun!
Favori Eklemek İçin Giriş Yapmalısınız.