TAKVİM

Şampiyonluğu versek, Kadıköy zaferinden vazgeçer misin?

Bir kalecinin penaltı anındaki endişesi gibi sürdü sezon Galatasaray için... Kötü sonuçlarla başladı, zigzaglar çizerek kötü bir şekilde sona erdi. Sezonu 6. sırada tamamladı. Peki Galatasaray için bu sezon nasıl tarif edilir?

Cuma 31 Temmuz 2020 08:48
Son Güncelleme: Cuma 31 Temmuz 2020 08:48

Hasan BEGDİLİ-AJANSSPOR

Sezon sona ererken bir yanda hayal kırıklıkları veya mutluluklar diğer tarafta ise yepyeni umutlar söz konusudur. Futbolda taraftarın, desteklediği takımın maçını her hafta izlemesi için geçerli akçe de umuttur zaten. Odur taraftarı stadyuma, ekran başına çeken...

Büyük takım taraftarları sezon sonunda eğer şampiyonluk görmemişse geriye dönmek, hatırlamak istemez. Memento filminde Leonard'ın hafızasındaki birçok anı 15 dakikada bir silinir. Ancak Leonard bunu engellemek için birçok yönteme başvurur. Taraftar için ise tam tersidir söz konusu olan... Anıları hatırlatabilecek imgeleri zihninden atmaya çalışır.

Şilili yazar Alejandro Zambra, Portekizli Fernando Pessoa'nın 'Huzursuzluğun Kitabı' adlı anlatısına nazire yaparcasına 'Bütün kitaplar huzursuzluğun kitabıdır' der. Galatasaray'ın şampiyonlukla tamamlamadığı her sezon için de geçerli olan bir durumdur bu... Şampiyonluk yoksa huzur yoktur ve şampiyon olunmamış her sezon huzursuzluğun sezonudur.

İhtiyaçların sonsuz, kaynakların kıt olduğu bir dünyada durum futbol için de çok farklı değildir aslında. UEFA'nın ve TFF'nin koyduğu katı mali kurallar -tabii ki kulüplerin sürdürülebilir bir ekonomik yapıya sahip olması için- kulüplerin ihtiyaçlarını karşılaması için kıt kaynakları doğru kullanmasını hayati kılıyordu. Sezon başında da buna uygun bir şekilde bonservis bedeli ödenmeden transferler yapılmaya çalışıldı.

Emre Mor yeniden doğamadı

Galatasaray, potansiyelin gerisinde kalmanın en büyük örneği Emre Mor'u sezon başında transfer etti. Çünkü Fatih Terim'le yeniden doğacaktı. En azından umut edilen buydu ancak böyle olmadı... 'Bugün Aslında Dündü' filminde Phill Connors için, her sabah 'Groundhog Day' yeniden yaşanır. Onun için takvim durmuştur, zaman ilerlemez, aynı güne sıkışmıştır... Emre Mor da potansiyeline ulaşamayarak hep dününü tekrar etti. Ardından da devre arasında yollar ayrıldı zaten...

Sadece Emre Mor değil, sezon başında transfer edilen oyunculardan Nzonzi ve Babel ile de devre arasında yollar ayrıldı... Yapılan transferlerin birçoğundan istenilen verim alınamadı. Lemina ve Falcao sakatlıklarla boğuştu, takımı birçok maçta yalnız bıraktı. Kağıt üzerinde taraftarı heyecanlandıran bu transferler ve eldeki oyuncuların uyumu istenilen gibi değildi. Bir parça, bütüne aittir ve bütün içerisindeki değeri onu tek başına da değerli kılar... Ancak Galatasaray'da tam tersiydi.. Parçalar güzeldi; bütün ise bundan bihaberdi.

Galatasaray'daki oyuncuların handiyse birbirine benzer özellikleri takıma pozitif katkı vermiyordu ve bunun için devre arasında bir transfer operasyonu daha gerçekleştirildi. Bu sefer oyunu çeşitlendirecek karakterde futbolcular hedefe konuldu. Çünkü bütün içerisinde farklı özellikler birbirini beslerdi... Onyekuru ve Saracchi Florya'nın yolunu tuttu. Bu bir bağlamda sonuç getirdi ve ligin 17. haftasından itibaren arka arkaya 8 galibiyet alındı. Bu galibiyetlerden biri de 21. yüzyılda deplasmandaki ilk Fenerbahçe galibiyeti...

Aşk ve Gurur

Arda Turan, 2011 yazında Galatasaray'dan ayrılayarak Atletico Madrid'in yolunu tuttu. 4 sezon Atletico Madrid'de oynayıp oradan da Barcelona'ya transfer oldu. Barcelona'nın transfer yasağı olması sebebiyle 6 aya yakın bir süre forma giyemedi Arda Turan. Ve kiralık olarak Galatasaray'a dönmesi gündeme geldi. O dönemde yaptığı bir açıklamada, "Galatasaray'ın komik bir teklifi oldu" ifadelerini kullandı... Bu ifadeler taraftar ve Arda Turan'ın arasının açılmasına sebep oldu. Takvimler 2016 yılının yaz aylarını gösterdiğinde; Fransa'da, Milli Takım'ın içinde bir prim krizi patlak verdi... Teknik direktör Fatih Terim ve Arda Turan'ın arası açıldı... Hatta Fatih Terim, Arda Turan için 'Onu kadroya aldım ama gönlüme almadım' dedi.

22 Kasım 2019'da, ligin 12. haftasında Türk Telekom Stadyumu'nda oynanan Başakşehir maçında Fatih Terim'in elini öperek aradaki buzları eritti Arda Turan... O günden bu zamana kadar bitmeyen bir hikaye... Hani klişe tabirle yılan hikayesi... Ya da Jane Austen'in yazdığı Aşk ve Gurur romanı... Nefretin imkansız bir aşka dönüşme hikayesi...

Sezonun kırılma anı koronavirüs mü?

Ancak her şeye karşın koronavirüs salgını ve lige verilen ara 'kırılma anı' olarak anlatılacak... Sonra Muslera'nın sakatlığı, ceza alan futbolcular ve tabii ki de Onyekuru'nun takımdan erken ayrılışı... Teknik direktör Fatih Terim ve yöneticilerden Abdurrahim Albayrak ile Yusuf Günay'ın koronavirüs testinin pozitif çıkmasını söylemiyorum bile! Üstelik Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz'in rahatsızlığı...

Galatasaray'ın 2019-2020 sezonunu bu konulara değinmeden anlatmak mümkün görünmeyebilir. Nitekim kulüp salgın sonrasında oynanan 8 maçta sadece 1 galibiyette kalmışsa... Ama çok daha öncesinde de Galatasaray'da işler yolunda gitmiyordu.

Yenilgiye kabullenerek çıkılan maçlar
Yenilgiye kabullenerek çıkılan maçlar

Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid ve PSG gibi çok önemli takımlarla aynı gruba düşmüştü Galatasaray... Daha önce Real Madrid ve Juventus'un olduğu grubu 2. sırada bitiren bir takım için bu çok da korkutucu değildi. Ancak kuralar çekildiğinde Galatasaray, Avrupa'da oynadığı son 26 maçta sadece 2 kez kazanabilmişti...

Kazanamama serisi devam etti, Galatasaray gruba Brugge beraberliği ile başladı. Bir sonraki karşılaşması ise Türk Telekom Stadyumu'ndaki PSG mücadelesiydi... Maçtan önce yenilgiyi kabullenen, fark yememeyi kar kabul eden sözler işitiliyordu.

Terim maç öncesi düzenlenen basın toplantısında, "Bizim de niyetimiz saygı görmek. Şampiyonlar Ligi'nin yabancısı değiliz. Bu tip takımlarla oynadık. Favori olduklarını inkar etmedik. Bazı şeyler söylemek istiyorum. Neymar yok, Cavani sakat, bu büyük bir avantaj söylemlerine Galatasaraylıların kanmaması lazım. Bunlar nasıl yenemediğimizin ön hazırlığıdır" şeklinde konuşarak bir anlamda yenilgiyi kabulleniyordu. Ve bu açıklamalar, Avrupa'nın devlerine başkaldıran Galatasaray'ın diğer Avrupa maçları öncesinde de devam ediyordu...

Maçın ardından Terim yaptığı açıklamada, "Belki bugünü kaybettik ama önümüzdeki günleri kazanmış olabilir. Keşke kaybetmeseydik ama bu oyun, bu istek, bu seviyede bu kadar mücadele, açıkçası beni memnun etti. Gördüğüm kadarıyla taraftarları da memnun etmiş" diyordu.

Coşku ve mücadele ise her zaman galibiyeti getirmiyordu... Özellikle PSG maçı, Galatasaray'ın bu sezonuna ayna tutuyordu. Çünkü mücadele ve coşkunun olduğu, sonucun ise gelmediği bir dönem yaşanıyordu. Nitekim Galatasaray tıpkı PSG maçında olduğu gibi Real Madrid maçında da benzer bir oyun ve sonuçla karşı karşıya kaldı. Grubu ise attığı tek golle son sırada tamamladı.

Dengeli ligde 6.'lık
Dengeli ligde 6.'lık

Fatih Terim geçtiğimiz haftalarda New York Times'a yaptığı bir açıklamada, "Bir noktaya kadar, eski büyüklerin finansal borçları Türkiye'deki mücadeleyi dengeledi. Bu sayede Başakşehir gibi bir kulüp öne çıkma fırsatı buldu. Artık büyük ve küçük kulüpler yok. Avrupa takımlarıyla Türk kulüpleri arasındaki fark her geçen büyüyor. Öte yandan, Süper Lig ise daha dengeli bir lig haline geliyor" diyordu.

Daha dengeli bir hale gelen Süper Lig'in son 10 haftasında 1 galibiyette kalıyordu Galatasaray, sezon ise kupasız ve Avrupa'sız sona eriyordu... Sezonun parçaları Galatasaray taraftarlarını memnun edebilirken (Fenerbahçe galibiyeti), 'bütün' huzursuzluğun sezonuna (kupasız) ışık tutuyordu.

İlk yorumu yazan siz olun!
Favori Eklemek İçin Giriş Yapmalısınız.
Haberler
Fikstür/Tablo
Maç Merkezi