Haberler
Puan
Skor
TV
TAKVİM

Üç soyadlı adam: Arap Sadri

Adı Beşiktaş'la bütünleşmiş kişilerden biri Sadri Usuoğlu (1908-1987). Unvanının anlaşılır nedeni var, hatta buna unvan da denemez, gerçekten Arap, Basra doğumlu.

Çarşamba 29 Nisan 2020 16:10
Güncelleme: Çarşamba 29 Nisan 2020 16:11

Ahmet Çakır

Siyah Beyazlı takımda 1924-1930 arasında 6 yıl oynadığı belirtiliyor. Bu dönemin 18-24 yaş aralığına denk geldiğine dikkatinizi çekmem gerekiyor. Beşiktaş kalesini tek başına mı korumuştu, yoksa yedek miydi, bu tür konularda sağlıklı bilgilere erişebilmek kolay değil. O dönemleri satır satır inceleyen arkadaşlarımız bile bunda sıkıntı çekebiliyor. Sonrasında da bir yığın hurafe için çok geniş boşluk kalıyor.

3 ayrı soyadı mı var?

'Arap Sadri' diye devam edelim çünkü soyadı biraz sorunlu. Ekteki kupürlerden de anlayacağınız gibi çeşitli kaynaklarda onun soyadı üç ayrı biçimde yazılabiliyor: Usuoğlu, Usoğlu ve Usuuğlu.
Bizde bu işler böyle yürüyor. Herhangi bir araştırmacı ya da ilgili başka kişi, "Bu nedir kardeşim, adamın bir soyadı olur!" diye bir itirazda bulunmuyor. Konuyla ilgilenenler uygun gördüklerini soyadını yazıyor. Doğrusu Usuoğlu olabilir, en çok kullanılan o.

Irkçılığa maruz kaldı mı?

Sorun sadece bu değil, ten renginden dolayı milli takıma alınmadığı iddiası var. Bu iddiayı biraz kurcaladığınızda, kaynak kişinin rahmetli Vala Somalı olduğunu görüyorsunuz. Benim de sevgili bir ağabeyimdi, kendisine saygıda kusur etmek istemem ama tüm ömrünü Beşiktaş'ın uğradığı haksızlıklara adamış gibiydi. Kimi zaman gerçekliği çok tartışmalı birtakım hurafelerin de kaynak kişisiydi.

Daha kötüsü, onun bu konudaki iddialarını hiçbir araştırmaya gerek duymadan aktaran kimi zamane araştırmacı-gazetecileri. Futbol tarihiyle ilgili herhangi bir araştırmanın zorlukları olabilir. Ancak Arap Sadri ile ilgili gerçeği ortaya çıkarmak için hiç de öyle uzun boylu uğraşlara filan gerek yok. Çok basit bir mantık yürütme sizi gerçeğe ulaştırabilir. Daha 24 yaşında Beşiktaş'ın kalesini başkasına devretmek zorunda kalan adamın milli takım kalecisi olmasını beklemenin ne kadar tutarsız bir düşünce olduğu gün gibi ortada değil mi?

Baskette milli olabiliyor ama!

Bitmedi, Arap Sadri'nin o devir için muhteşem bir öğrenim şansı olmuş, Robert Kolej'de okumuş. Burada basketbol da öğrenmiş ve 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları'nda basketbol milli takımımızda yer almış.

Hadi bakalım, şimdi bu durumu: Bir sporcuya ten renginden dolayı futbolda Ay-Yıldızlı forma giydirilmiyor ama aynı forma ile basketbolda ülkeyi temsiline izin veriliyor. Hem de sporun zirvesi olan olimpiyatta!

Durun, daha bitmedi: Aynı Arap Sadri, 1952 yılında futbolda milli takım teknik direktörlüğü de yapıyor. Gerçi bu da karışık bir konu. Bazı kaynaklarda birkaç kişilik teknik heyette bulunduğu, tek başına görev yapmadığı belirtiliyor. Fakat kesin olan şu ki, kimsenin Arap Sadri'yi ten renginden dolayı dışladığı filan yok. Tam tersine, Siyah-Beyazlı kulüpte yıllarca süren etkin konumu bile bu iddiaları çürütmeye yetiyor. (Bu arada, 1954 yılında genç milli takımın Dünya Şampiyonası sonrasında kafile başkanı Orhan Vedat Sevinçli'nin Beşiktaş'a getirdiği Metin Oktay'ı almayan da o!)

Ten renginden dolayı milli takımda oynatılmadığı ileri sürülen bir başka kişi daha var. Ne rastlantı, o da Beşiktaş'ın santrforu Fercani. Onunla ilgili olarak Vikipedya'da şu bilgiler yer alıyor:
Kurtuluş Savaşı'na katıldı

“1924 Yaz Olimpiyatları'na hazırlanan Türkiye millî futbol takımı, Çekoslovakya için eşleşmiş ve ikinci resmi maçı için kadro belirlemeye çalışmaktaydı. Beşiktaş ve Harbiye'deki performansı ile Fercani Bey, kadroya çağrılan futbolculardandı. Ancak daha sonra kadrodan çıkarılan futbolcu, siyahi olduğu için kadrodan çıkarıldığını iddia etti. Türkiye, maçı 5-2 yenilerek turnuvaya ilk turdan veda etmişti.
Fercani Bey, Beşiktaş'ın futbolcusu olduğu sırada Kurtuluş Savaşı'nda mücadele eden spor adamlarından biriydi. Soyadı kanunu ile Şener soyadını alan Fercani Bey, 1950'li yıllarda alay kumandanlığı yapmıştır.”

Vahap Özaltay 1 maç oynadı çünkü...

1 maç için aday kadroya çağrılmış ama oynatılmamış. Peki, yetkililer ten renginden hoşlanmıyorlarsa hiç çağırmamak gibi basit bir seçeceği kullanamazlar mıydı?

Bir soru daha: Ten rengi yüzünden Ay-Yıldızlı forma giydirilmeyen birinin Türk ordusunda kumandan olarak hizmet vermesine ne buyrulur? Bildiğim kadarıyla Yarbay ya da albay rütbesiyle emekli olmuştur. Dolayısıyla Ay-Yıldız için futboldan katbekat önemli bir yerde yıllarca görev yapmıştır.

Ten renginden dolayı milli takıma çağrılmayan oyunculardan biri olarak da Vahap Özaltay gösteriliyor. Doğru değil. 1932'de 1 maç oynadı Özaltay, sonra Fransa'ya Racing'e gitti. Milli Takımın 1932 ile 1948 arasında sadece 3 maç oynayabildiğinden haberiniz olmayınca böyle gülünç durumlara düşersiniz. Sadece gülünç de değil, ırkçılık yapıldığı gibi çok vahim bir iddiaya hiçbir dayanak gösteremezsiniz.

İlk yorumu yazan siz olun!
Favori Eklemek İçin Giriş Yapmalısınız.